Archive for Şubat, 2015

YARATICILIĞINIZA ŞANS TANIYIN…

Yenilikçi fikirler ve yaratıcı çözümler senin içinde gizli:Hayal gücünü sonuna dek kullanabilmenin yöntemlerini öğrenmelisin.

Formda karın kasları, kusursuz cilt, iyi üniversitelere girmeyi sağlayan zekâ gibi, sahip olmak istediklerimiz arasında yaratıcılık da en çok arzu ettiğimiz şeyler arasında yer alır. Yaratıcı biri olmayı kim istemez ki? Ancak pek çok kişiye göre yaratıcılık kolay elde edilen bir şey değil. College of William & Mary’den Eğitim Psikolojisi Doçenti Kyung Hee Kim, “Yaratıcı karakterimizi kaybediyoruz” diyor. Kim’e göre yaratıcılık son 20 yılda oldukça gerilemiş durumda.

Bu durumun nedenlerinden biri, giderek teknolojik oyuncaklarımızla daha fazla zaman geçiriyor oluşumuz. Her saniyemiz e-postalar ya da mesajlarla dolu geçtiği için beynimize hiç dinlenme şansı vermiyoruz. Oysa yeni fikirler ancak dinlendiğimizde gelir. New Mexico Üniversitesi’nden Nöropsikoloji Uzmanı Rex Jung, bu durumu yüksek bilinç hâline de bağlıyor: “Başarısızlıktan korkmamız bizi sürekli olarak engelliyor. Oysa eleştirilere tahammül etme yeteneği, yaratıcılık için son derece büyük önem taşır.”

İyi haberse şu: Uzmanlara göre yaratıcılık tamamen doğuştan gelen bir özellik değil. Çok daha yaratıcı olma potansiyeline sahibiz. İşin özü, onu nasıl kullanacağımızı bilmekte yatıyor.

Uzmanlar, bazılarımızın hayal gücünden yoksun gibi görünmesinin nedenlerinden birinin, yaratıcılığın ne anlama geldiğinin bilinmemesi olduğunu söylüyor. Yaratıcılık üzerine düşündüğün zaman, aklına tuvale fırlatılmış boyalar ya da Lady Gaga’ya giyim tüyoları veren moda tasarımcıları gelebilir. Bunları düşünmekte haklısın. Ancak bunlar büyük resmin sadece birer parçasıdır.

Temelde yaratıcılık, problem çözmekle ilgilidir. Olaylara farklı açılardan bakma yeteneğidir. Your Creative Brain: Seven Steps to Maximize Imagination, Productivity and Innovation in Your Life kitabının yazarı olan Harvardlı Psikoloji Profesörü Shelley Carson, “Bir şeye ‘yaratıcı’ diyebilmemiz için özgün olması yetmez; aynı zamanda pratikte kullanılabilir olması da gerekir” diyor.

Bir iPhone uygulaması yaratan programcı, işini büyütmek için yeni yollar bulan girişimci, daha iyi bir doğum kontrol hapı geliştiren bilim insanı yaratıcıdır. Ancak yaratıcılığı mutlaka büyük harfli bir kelime olarak düşünmen gerekmez. Şöyle bir düşünürsen, resim yapmayı öğrenmek ya da Güzel Sanatlar Fakültelerini kazanmak ve orada okumak  hayal gücünü kullanmanı gerektirir.

Carson, genetiğin de etkisi olduğunu itiraf ediyor: “Bazılarımız diğerlerinden daha yaratıcı düşünebilme yeteneğiyle doğar. Ancak bu yetenek, pratik yaparak da elde edilebilir.” Jung ise bu durumu şöyle açıklıyor: Geniş omuzlu ve uzun boylu bir kadın, bu avantajlarını kullanarak iyi bir yüzücü olabilir. Ancak ufak tefek bir kadın da iyi çalıştığı takdirde ona rakip olabilir. Jung, “Yaratıcılık zamanla geliştirilebilen bir şeydir” diyor.

Eskiden bilim insanları yaratıcılığın beynin hayal gücü, kendiliğinden gelişen fikirler ve farklı düşüncelerden sorumlu olan sağ tarafında ortaya çıktığını düşünüyordu. Günümüzde ise mantık ve muhakeme yeteneğinden sorumlu olan sol kısmın da yaratıcılıkla eşit derecede ilişkili olduğuna inanılıyor. Kanada Savunma Bakanlığı’nda Bilişsel Nörobilimci olarak görev yapan, Toronto Üniversitesi’nden Doktor Oshin Vartanian, “Her birimiz doğal olarak birbirinden ayrılan ya da bir noktada birleşen düşüncelere sahibiz. Ancak yaratım sürecinde beynimizin her iki tarafına ihtiyacımız vardır” diyor. Yenilikçi fikirler hayal etmekte becerikli olabilirsin. Ancak beyninin sol tarafını kullanarak onları disiplinli bir şekilde organize etmezsen ve nasıl uygulamaya koyacağını planlamazsan, yeni fikirler hiçbir işe yaramaz.

Fikir akışını devam ettirebilmek için beynini eğitmelisin. Carson, bunu pratikle yapabileceğini söylüyor: “Beyninin her iki yarısını birlikte kullanabilir ve yaratıcılığını arttırabilirsin.” Aşağıda işine yarayabilecek bazı teknikler göreceksin. Denemekte fayda var, öyle değil mi?

Bu dört kolay yöntemi deneyerek hayal gücünü geliştirebilirsin.

Eğer bir konuda başarılı olmak istiyorsan, onun hakkında mümkün olduğu kadar çok bilgi edinmelisin. Doktor Rex Jung, “Basitçe, ‘ben ressam olacağım’ demekten daha kolay bir şey yoktur. Ama öncelikle boyaların nasıl karışacağı ve fırçalar hakkında bilgin olmalı” diyor. Yaratıcı olduğumuzda beynimizin ön korteksi (anılarımızın depolandığı yer) aktive olur. Çizmek istediğin şeyle ilgili bilgin olması bu nedenle gereklidir. Jung, “Ne kadar çok denersen, hayal gücün devreye girdiği zaman kullanabileceğin o kadar çok bilgin olur” diyor.

Bizden alacağınız pratik ve teorik sanat eğitimi ile kendinize şaşıracaksınız. Düşündüklerinizi hayata geçirme vakti geldi diyorsanız buyrun gelin.

Güzel Sanatlar Fakültelerinde okumak, kendinizde veya çocuğunuzdaki resim ve sanat yeteneğini keşfetmek istiyorsanız doğru adrestesiniz.

Yurtiçi ve yurtdışı tüm üniversitelere giriş portfolyoları hazırlanmasını sağlarız. Hayallerinizi ertelemeyin, doğru adrese bekleriz.

BU YAZININ ÜZERİNE BASARAK EĞİTİM VE TANITIM FİLMLERİMİZİ İZLEYEBİLİRSİNİZ !

USTA RESSAM VE ÇIRAĞI…

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına “Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?” demiş.

“Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma” diye ilave etmiş.

Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye tmiş.

Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.

Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.

Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.

Usta ressam şöyle demiş:

“İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.”

– Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.

– Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma.

– Asla bilmeyenle tartışma.

Bizden alacağınız pratik ve teorik sanat eğitimi ile kendinize şaşıracaksınız. Düşündüklerinizi hayata geçirme vakti geldi diyorsanız buyrun gelin.

Güzel Sanatlar Fakültelerinde okumak, kendinizde veya çocuğunuzdaki resim ve sanat yeteneğini keşfetmek istiyorsanız doğru adrestesiniz.

Yurtiçi ve yurtdışı tüm üniversitelere giriş portfolyoları hazırlanmasını sağlarız. Hayallerinizi ertelemeyin, doğru adrese bekleriz.

BU YAZININ ÜZERİNE BASARAK EĞİTİM VE TANITIM FİLMLERİMİZİ İZLEYEBİLİRSİNİZ !

SANAT EĞİTİMİNDE DOĞRU ADRES…

İlerlemenin iki ayağından biri Bilim, diğeri Sanattır. Sanat yalnızca şimdiyi değil, geçmişi ve geleceği de kapsayan bir iletişim aracıdır, insanları aynı duygular çevresinde birleştiren ilişkiler ortamıdır.

Büyük bir yetenek, güzel bir yürek ve çekingen olmayan bir zeka sanat uğraşların sonucu olarak gelişir. Edebiyat, tiyatro, müzik ve çok sevdiğimiz resim insana benzersiz ve yüce duygular kazandırıyorlar, insanı yeniden yapılandırıyorlar.

Resim dersleri size neler kazandırır?

* çalışma alışkanlığı;
* bilgi;
* kişisel beceri;
* estetik anlayışı;
* sanatta anlam kavramı;
* fantezi kaynaklarını kullanmak;
* yaratıcılık;
* zeka gelişimi;
* duyguları tanımak ve yönetmek;
* kendini kanıtlamak – kişisel boyunu sürekli ölçmek (Beethoven’in deyimidir);
* ortak insanlık değerlerini tanımak (örneğin Leonardo Da Vinci ya da Salvador Dali gibi);
* olumsuz bakış acısından kurtulmak, yıkıcı duyguları yenmek;
* evrensel kişilik geliştirmek- tüm insanlara güvenmek ve sevmek;
* sanat yoluyla başka insanlara yardım ve mutlu etmek, örneğin ünlü sanatçıların desteğinde az gelişmiş ülkelerdeki çocuklara manevi ve maddi destek sunması gibi;

Bizden alacağınız pratik ve teorik sanat eğitimi ile kendinize şaşıracaksınız. Düşündüklerinizi hayata geçirme vakti geldi diyorsanız buyrun gelin.

Güzel Sanatlar Fakültelerinde okumak, kendinizde veya çocuğunuzdaki resim ve sanat yeteneğini keşfetmek istiyorsanız doğru adrestesiniz.

Yurtiçi ve yurtdışı tüm üniversitelere giriş portfolyoları hazırlanmasını sağlarız. Hayallerinizi ertelemeyin, doğru adrese bekleriz.

RESİM DERSİ ÖĞRENCİLERİN DİLİDİR…

Japon Eğitim sisteminde, “RESİM” ve “YAZI” önemli bir yer tutar. Japonya’ da “Resim ve Yazı” insanların, eğitim düzeyini gösteren önemli bir göstergedir.

ÖĞRETMENLER, ÖĞRENCİLERİ TANIMAYI VE DEĞERLENDİRMEYİ YAZI VE RESİMLERİNE BAKARAK YAPARLAR. KİŞİNİN YAZISININ VE FIRÇA DARBELERİNİN KİŞİLİĞİNİ AYNA GİBİ YANSITTIĞINA İNANIRLAR. Hatta Japon ekonomi ve teknolojisi, bugün geldiği noktayı, RESİM DERSİ” ne borçludur. Türkiye’ de öyle mi?

Türkiye ‘ de, “RESİM DERSİ” ne, gerekli değer verilmez.

Oysa çağdaş eğitimde, Resim, Müzik ve Beden Eğitim dersleri, birer ifade dersleridir. Hatta çocuk ve gençlerin yaşamı açısından, olmazsa olmaz konumdadırlar.
Çünkü bu dersler, öğrencilerde, zihinsel yeti ve süreçleri, duyu veya duyum, algılama, hayal, sabır, düşünme, anma, çağrışım gibi güçleri eğitmektedir.
Çocuk çizmiş olduğu resimlerde kendi hayal dünyasını ve yaşamını yansıtır. Bu durum ise çocuğu tanıtan en önemli verilerden biridir. Yani resimlerle çocuğun; toplumsal, ruhsal, bedensel, çizgisel kısaca kişilik gelişimini bize izlettirir. Ruh sağlığı daha da gelişir.

Ayrıca çağdaş eğitimde ve gelişmiş ülkelerde, Resim-iş dersi, en az matematik ve diğer dersler kadar önemlidir. Eğitimcilerde, Resim derslerinin çocuğun gelişimine ciddi katkıda bulunduğu görüşündedirler. Hatta “Resim Dersi” Japon ekonomisinin‘de temel taşlarından biridir.

Nasıl ki Mühendislik Fakültelerinde doçent, profesörler varsa Güzel Sanatlar Fakültelerinde de doçentler profesörler vardır. Yani resim eğitimi de bilimdir. Bilgi ve emek isteyen bir iştir, değersiz değildir!

Psikologlara ve psikolojik sisteme göre, RESİM ve RENK beynimizde uyanan bir duyumdur. Bireylere, dinamiklilik ve canlılık kazandırarak, enerji aşılayarak, yaşama sevinci verir. Bu nedenle de asırlardır, insanın, yaşam içinde ve yaşantısında vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Öğrencilerde psikolojik gereksinimlerinin karşılanması yoluyla resim eğitimi; eğitsel yönü güçlü, gelecekçi, çağdaş ve yetkin bir kişilik geliştirme ve kültürlenme aracı oluşturmaktadır. Resim eğitimi öğrencilerin, öncelikle psikolojik gereksinmelerinin de bir sonucudur. Resim yapan birey, ruhen sağlıklı olur.

RESİM DERSİ, çocuk ve gençlerimiz için, bir ifade dersidir. Hatta günlük yaşantılarının da vazgeçilmeyen, sadeliği ve sükûnun da bir ifadesidir. Resim yapmak çağdaş insanın, özellikle de çocuklarımızın, “SEVİNCİ, DRAMI, HAYALİ, DİLİ VE SEVGİSİ,” dir. İnsanımızı, özellikle de çocuk ve gençlerimizi, bu duygulardan mahrum bırakmak, kendi dünyasına hapsetmek, duygu ve düşüncesine de pranga vurmaktır.

Öte yandan RESİM DERSİ, düşünce ve yaratıcık eğitiminin olmazsa olmaz unsuru, hatta alfabesidir. Herhangi bir toplumda ve ülkede, düşünce ve yaratıcılık yoksa orada bilgi, bilim ve özgürlükte yok demektir. İlerleme ve uygar olmada yoktur. Bu tür ülkelerin, özgürlükten söz etmesi, uygar olduğunu söylemesi, bunda yarışması, bilim ve teknikte ilerlemesi, hele hele eğitim ve öğretim varım demesi, hiçbir anlam ve değer taşımaz. Böyle ülkeler, GERİDİR, İLKELDİR, KADERCİDİR!